lafonten kimdir lafonten masalları lafonten eserleri lafonten hayatı lafonten ezop kimdir ezop masalları ezop eserleri ezop hayatı beydeba kimdir beydeba masalları beydeba hayatı beydeba eserleri kimdir lafonten fablları kimdir bu lafonten nereli lafonten nezaman dogdu lafonten fransız lafonten tilki ile leylek lafonten ödev lafonten kimdir  

Reklamlar

En Çok Oy Alanlar

En İyiler

İstatistikler

En Çok Arananlar

Reklam

Bize destek için sitenize, blogunuza
 bu kodu yerleştirebilirsiniz

Gül ile Bülbül

 
REKLAMLAR

Kaf
dağının arkasındaki Anka kuşu sevgilisi deniz kızından duymuştu peri
kızının günlerce ağladığını. O ki güzelliğiyle nam salmış, yedi cihanı
birbirine katmış peri kızı iki gözü iki çeşme günlerce aylarca
ağlıyormuş. Sordu Anka kuşu derdini peri kızına… Peri kızı neden dedi,
neden? Gül benden daha güzel… Evet gül güzeldi hem de çok güzeldi. Bütün
güzelleri kıskandıracak kadar güzeldi. Bütün aşıkların diline dolanacak
kadar güzeldi. Bütün sevgilerinin adını alacak kadar güzeldi. Gülün bir
bakışı fermandı. Gülün şebnem şebnem ağlaması bile güzeldi. Gül
kızıllığını aldığı güneşi kıskandıracak kadar güzeldi. Güzelliğiyle yedi
cihana nam salmış peri kızını ağlatacak kadar güzeldi. Gül o gün bir
başka güzeldi.







Bu kadar güzel olup ta kimsenin kalbini
çalmamış olmak mümkün müydü? Nice aşıkları kapısına köle etmiş, bir
bakış için kapısında aylarca bekletmiş. O aşıklar ki gülün dikenlerine
rağmen bir gün kapısından öte gitmemiş, gülün sevgisinden bir gün
vazgeçmemişler. Günlerce aylarca güle nameler okumuşlar , gülü
görmeseler de hayaliyle mutlu olmuşlar. Gülün hayali bile sevdiklerini
kapıda tutmaya yetmiş. Çok sevdiği varmış gülün çok. Nice sultanlar,
nice yiğitler, nice cengaverler gülün aşkından eriyip gitmiş. Ama gül
nazlı, gül de biliyor güzelliğini. Hiçbir aşığına yüz vermiyor. Önüne
dökülen altınlara, yakutlara, zümrütlere dönüp bakmıyormuş bile. Bu güne
kadar çok aşık olan olmuş güle ama hiç biri çelememiş gülün gönlünü. En
sadık aşığı bülbül bile azıcık güldürememiş gülün yüzünü. O bülbül ki
en güzel nağmelerini güle okumak için günlerce yememiş içmemiş.
Sevdiğine biraz yakın olabilmek için gülün dikenini alıp yüreğine
saplayıp bütün kanını dökmekten bir an çekinmemiş. Gül izin verse
uğuruna ölecekmiş. Bülbülün bu sevgisini gören diğer aşıklar hep geri
çekilmişler biz senin kadar sevemeyiz diye. Bütün dünya anlamışta
bülbülün sevgisini bir gül anlamamış bir de kartal. Gökyüzünün korkusuz
yiğidi kartal da aşık olmuş güle. Gülün gönlü de kaymamış değildi.
Kartal güle aşık olmuştu, gül de sanki gönlünü kaptırır gibi olmuştu.
Gül o gün çok mutluydu.







Bülbül derdinden mecnun olup çöllere de düşse de,
Ferhat olup dağları da delse de gül vermişti kararını kartal diyor başka
bir şey demiyordu. Gül kaptırmıştı gönlünü kartala. Ne kadar bülbül o
sana göre değil o bugün varsa yarın yok dese de gül dinlemiyor, kartalın
yakışıklığından ve karizmasından o kadar etkilenmiş ki hiçbir öğüde
kulak vermiyordu. Gül seviyordu, kartal da seviyordu ya da herkes öyle
zannediyordu. Yedi cihana duyurmuşlardı evleneceklerini, kırk gün kırk
gece düğün yapacaklarını, bir ömür boyu beraber hiç ayrılmayacaklarını.
İlk önceleri herkes karşı çıkmıştı bu beraberliğe ama sonraları fikri
değişti birçok kişinin. Bu çifti birbirlerine çok yakıştırır oldular.
Bir tarafta güzellerin en güzeli, diğer tarafta yiğitlerin en gözü
karası. En güzeli de iki sevdalı aynı taraftaydı. İkisi de seviyordu. O
gün herkes çok mutluydu. İki sevdalının kavuşmasına saatler kalmıştı.
Kartal bütün yakışıklığıyla gelip güzeller güzeli gülü alıp gidecekti.
Herkes bu mutlu gün için toplanmıştı. Herkes gelmişti düğüne. Kaf
dağının ardındaki Anka kuşu, sevgilisi deniz kızı, gülden daha güzel
olmadığı için ağıtlar yakan peri kızı, yedi tane cüceciğin yanında
güzeller güzeli pamuk prenses, pamuk prensesi uykusundan kaldıran beyaz
atlı prens ve daha kimler kimler gelmemişti ki. Herkes gelmişti düğüne,
hatta sağır sultan bile duymuş gelmişti bu mutlu güne. Sağır sultan bile
gelmişti ama bir tek bülbül gelmemişti. Sevdiğinin bir başkasına
gidişini görmeye gönlü el vermemişti. Gül, güzel gözlerini davetliler
arasında gezdirirken bir tek bülbülü arıyordu. Gelmemişti. En son
gördüğünde bir daha beni göremezsin demişti. Gitme demişti. Tamam
benimde olma, benimle de kalma ama gitme. Gidersen mutsuz olursun.
Gitme. Gitme. Gitme… Gitme demişti de başka bir şey dememişti. Ama gül
hiçbirini dinlememiş kartalı ne kadar çok sevdiğini söylemişti. Bülbül
olmamasına üzülmedi, çünkü sevdiği yanındaydı, kartal yanındaydı. . Gül o
gün sevdiğiyle evleniyordu…







Gül mutluluktan uçar olmuştu. Gülün derdi
tasası yoktu. Evliliğin ilk günleri o kadar mutluydu ki anlatmaya
kelimeler yetmezdi. Acaba gülden daha mutlusu var mıydı. Gülden daha
güzeli de yoktu daha mutlusu da yoktu. Gülün her günü ayrı bir güzeldi.
Kartal sevdiğini her gün çok şaşırtıyordu. Bütün vaktini onunla geçirmek
için ne fırsatlar buluyordu. Bir an yanından ayrılmak istemiyor, gülün
güzel gözlerinden bir adım öte gitmek istemiyordu. Mutlu günler fazla
sürmez çabuk biter derlerdi. Gülün mutlu günleri de fazla sürmedi. O ilk
günlerdeki kartalla şimdiki kartal arasında dağlar kadar fark vardı.
Gülün yanından bir an ayrılmayan kartal şimdi gülün yanında biraz kalmak
zor geliyordu. Sabah erkenden çıkıyor gece çok geç vakitlerde
dönüyordu. Eskisi gibi gülle konuşmuyor yüzüne bile bakmak istemiyordu.
Bülbül haklı çıkmıştı , kartalın hevesi geçmiş artık gülü sevmiyordu.
Gül çok mutsuzdu. Mutsuzluğundan hasta olmuş yataklara düşmüş bundan
kartalın haberi bile olmamıştı. Gül o gün çok mutsuz ve çok hastaydı.







Kartal gitmişti. Nereye gittiğini neden gittiği
gül bilmiyordu ama kartal gitmişti. Güzeller güzeli gülü bırakıp
gitmişti. Belki şimdi nergisin belki de yaseminin ya da padişah kızı
lalenin yanındaydı ama gülün yanında değildi. Gitmişti kartal gülü
bırakıp. Bülbül demişti güle, o bu gün varsa yarın yoktu. Bülbül demişti
ama gül dinlememişti ve kartal gitmişti. Artık diyecek bir şey yoktu.
Her şey bitmişti kartal gitmişti. Gül ne yapacaktı. Bütün sevdiklerine
sırtını dönüp kartala gelmişti o da bırakıp gitmişti. Nereye gitmeliydi
gül. Kimin yüzüne baka bilirdi. Kim kabul ederdi gülü. Evet dedi gül ,
bülbüle gitmeliyim, beni en çok o sever, o bu halimle de kabul eder. Gül
bülbüle gitti. Gül bülbülü sevecekti. Gül bülbüle döndü. Ama bülbül
yoktu. Bülbül ölmüştü. Gül evlenip giderken düşürdüğü dikeni alıp
yüreğine saplayıp sen gidersen bende giderdim diyerek gitmiş bülbül.
Bülbül yoktu. Bülbül ölmüştü. Gül pişmandı. Gül suskundu. Gül durgundu.
Gül yorgundu. Gülün güllüğünden eser yoktu. Gül yas daydı. Gül o gün çok
üzgündü.


Facebook'ta Arkadaşlarınla Paylaş

REKLAMLAR

Yorumlar

Ana Menü

Kategoriler

Dost Siteler

 

Sosyal Medyada
Sayfamızı
Paylaşır-
mısın?


Yandex.Metrica Anasayfa | Reklam | Bize ulaşın | Site Haritası | Rss

lafonten kimdir lafonten masalları lafonten eserleri lafonten hayatı lafonten ezop kimdir ezop masalları ezop eserleri ezop hayatı beydeba kimdir beydeba masalları beydeba hayatı beydeba eserleri kimdir lafonten fablları kimdir bu lafonten nereli lafonten nezaman dogdu lafonten fransız lafonten tilki ile leylek lafonten ödev lafonten kimdir